İçeriğe geç

Nasıl Geçti Bilemezsin

  • 1 yorum

Biricik Oğlum Berkim,

2 yıl, sensiz nasıl geçti bilemezsin. Dayanmakta zorlandığım yokluğunla, paranın çare olmadığı yoksullukla, anıların dolduramadığı boşlukla, kalabalıkta artan kimsesizlikle, ölümü aratan çaresizlikle, dayanılmaz özlemle, belki bugün kavuşma günüdür diye başlayan sabahlarla ve ıssız kopkoyu karanlık akşamlarla.

Oğlum, bir gün beraberce ölümü ve sonrasını merak edip konuşmuştuk. Sen ve kardeşin yan yana oturmuş sevgiyle sohbet edip şakalaşıyordunuz. Ben uzun yaşamayı, hatta şu anda kalmayı isterim demiştim. Sen ise uzun yaşamayı istemem diye karşılık vermiştin. Yaşlılığın getirdiği hastalıklardan ve zorluklardan endişe ettiğin için yaşlanmayı istemediğini düşünmüştüm. Sonra ölünce ne oluyor acaba diye sormuştum konuşurken. Sen “ Hiç doğmamışsın gibi anne”  demiştin. Korkmuştum. Ama, öylesine, tatlı ve biraz da felsefi bir konuşma olarak tamamlanmıştı bu sohbet.

Sen gittikten sonra, hep verdiğin yanıtı düşündüm. Bunun doğru olmaması için dua ettim ve hala ediyorum. Doğmamış gibi olmamalı, olamaz. Bunda yanılmış olmanı diliyorum. Ölüm yok oluş olmamalı. Kavuşmak olmazsa ne yaşamanın ne de ölmenin bir anlamı yok maalesef.

Berk’im, bu iki yılda arkadaşlarınla ara ara görüştük. Hepsi seni çok seviyor ve özlüyorlar. Senin insanları ve olayları olduğu gibi kabul eden yüce gönlüne şükran duyuyorlar. Pırıl pırıl zekanı ve mütevazılığını takdirle anıyorlar. Şakacılığını ve güzel gülüşünü de özlemle hatırladık birlikte. Onlarla beraber seni konuşurken, sanki sen yaşıyorsun ve biz seni çekiştiriyoruz gibi bir yanılsamaya düşüyorum. O anlarda hayat farklılaşıyor. Ama onlarla vedalaşma anı geldiğinde ve sensiz dünyama geri döndüğümde daha kötü hissediyorum. Öyle çaresiz, öyle özlem dolu ve öyle bomboş ki içim.

Sevgili oğlum, sen gittiğinden beri eşyalarında izlerini ve kokunu arıyorum. Kokunu odana hapsetmek istiyorum. Odanı havalandıramıyorum. Dolabının kapağını açıp içime çekiyorum kıyafetlerindeki kokuyu. Hızlıca kapatıyorum. Bir sonra hasretine dayanamadığımda içime çekebilmek için hepsini bitirmek istemiyorum. Ayaklarının en çok bastığı halıyı temizlemiyorum. Yıllarca oturup ders çalıştığın, çokça oyun oynadığın koltuğuna kimsenin oturmasını istemiyorum. En çok orada kokun. Sevgili kedin Şila da senin koltuğuna oturmayı çok istiyor. O da seni çok özlüyor. Ona da izin vermiyordum. Ama sanki seni hissediyor gibi geliyor bana. Senin kucağına oturduğunu hayal ediyorum. Son 1 aydır izin veriyorum ve hep senin koltuğunda yatıyor.

Deniz son iki yılda büyüdü ve bir genç kız oldu. Tam abisinin gurur duyacağı bir genç kız. Yaşadıkları onu çok olgunlaştırdı. Senin gibi konuşuyor, senin gibi bakıyor bazen. Onun gözlerinde dalıp dalıp senin gözlerini arıyorum. Evet bazen seni görüyorum onda. Seni Deniz de çok özlüyor. O da benim gibi geçmişe gidip eski güzel günleri hatırlıyor ve acıyı çok ağır yaşıyor. Biz seninle yaşadığımız anılarda yaşıyoruz. Anılar fazlasıyla can yakıyor, özlemi dayanılmaz hale getiriyor, ama iyi ki varlar ve yaşanmışlar.  

Bu arada her fırsatta ağaç dikiyorum senin için. Senin elinle ve ruhunla yeşertmek ve bu dünyaya hediye etmek istiyorum onları. Hani sen anaokulunda bir resim yarışmasında birinci olmuştun, bir orman resminle. Resminde ormanın en yaşlı ağacı ile en genç fidanı yan yana idi. ve konuşuyorlardı.  Ben bahçemizdeki ulu ve yaşlı cevizin yanına genç bir ceviz diktim. Onların konuştuğunu duyuyorum biliyor musun? Aynen senin resmindeki gibi. Bu bahar, senin için ölümsüz zeytin ağaçları dikeceğim toprağa. Senin yüce ruhunla ve sevginle sonsuza kadar kök salsınlar evrene.

Canım oğlum, maddi varlığınla olmasa da güzel ruhunla benim her an ışığımsın ve yanımdasın. 
Seni çok seviyorum ve annen olmakla gurur duyuyorum. Elbet bir gün kavuşacağız, hem de sonsuza kadar.

Annen

“Nasıl Geçti Bilemezsin” hakkında 1 yorum

  1. Esra Erkut Demiröz

    Sevgili Berk, günlerdir seni tanımaya çalışıyorum.. Bir şeyler yazmak, sana ve seni bu kadar özel kılan ailene bir “Merhaba” demek istedim. Sen fiziksel olarak bu dünyada değilsin belki ama ışığını o kadar güzel yansıtıyorsun ki, hissetmemek mümkün değil. Ailenin açmış olduğu bu platform, senin adını yaşatmak niyeti ile yaptıkları katkılar gurur verici, saygı duyulası. Tam da doğru ifadeyi bulamıyorum ama çok kıymetli. Seninle ilgili yazılan her yazıyı okumak, gözyaşları ile okumak çok acayip. Ölüm çok acayip değil mi zaten, bir varsın bir yoksun. Sen ne hissedersin bilinmez ama ahh geride bıraktıkların…. Annen bir yazısında seni her geçen gün daha çok özlüyorum demiş, hiç bitmeyecek olan kat be kat artacak olan bu özlem…. Hiç sesini duyamamak, dokunamamak…. Sadece yaşadıklarımızı paylaşmak bize bir teselli. Anlamadığımız ve hiç bir zaman da belki anlayamayacağımız dipsiz bir tünelde özlemle her an her dakika anmak… Ben ailene teşekkür etmek istedim, onlar biliyorlar neden olduğunu. Senin anına yaptıkları çok kıymetli, elden ne geliyor ki zaten.. Senin yansıttığın ışıkla nefes almak…. Sadece bu.. Işığın hep ailenin üzerinde olsun….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.