Oğlumuzu çok erken, çok zamansız ve çok genç kaybetmenin dayanılmaz acısını ve yasını hayatımızdan asla çıkartamayacağımızı, hayatımızın artık Berk’siz olacağını biraz olsun kabul edebildiğimizde bu sayfayı oluşturmak Berk’i sevenlerine ve aynı zamanda onu tanımayanlara ama bir vesile ile duyan ve merak edenlere anlatmak, Berk’in anısını yaşatmak, onu onurlandırmak için yaptıklarımızı paylaşmak istedik.
Berk’i henüz 21 yaşındayken kaybettiğimizde Koç Üniversitesi’nde 3. Sınıfta okuyan genç ve başarılı bir Bilgisayar Mühendisliği adayıydı. Berk aynı zamanda Ekonomi bölümünde çift anadal yapıyordu ve okulun yüksek onur listesine girecek kadar başarılı bir öğrenciydi. Berk hep başarılı bir öğrenciydi, ailesi olarak bizi hep gururlandırdı. Bununla birlikte her zaman alçak gönüllü, mütevazı ve sadeydi. Onu hiç bir zaman gösteriş yaparken görmedik. Kanaatkar biçimde hayatın ona sunduğu şansları iyi değerlendirmenin ötesinde hiç bir zaman hırslı bir beklenti içinde olmadı. Özel bir üniversitede okuması için ailesinin maddi desteği konusunda her zaman utangaç bir tavır içindeydi.

Berk, tüm okul hayatı boyunca hep güzel, dürüst ve güvenilir arkadaşlıklar kurdu. Çok fazla sosyal değildi ve çok fazla sayıda arkadaşı olmazdı ama yakın arkadaşları ile derin ve içten bir bağ kurardı. Berk’in kaybıyla sarsılmış Üniversite arkadaşları ile konuştuğumuzda onun sessiz, az konuşan ama iyi arkadaşlık eden, masum ve hiç kimseye zararı olmayan bir genç olarak tanımladılar. Yetenekleri, öğrenme azmi ve karakteriyle kolayca kendini çok fazla ciddiye alabilir veya öne çıkarabilirdi. Ama o hiç bir zaman göz önüne fazla çıkmak istemedi. Hatta biraz çekingen ve içe dönük olduğu bile söylenebilirdi.
Berk okulda yapay zeka ve büyük veri konularıyla ilgileniyor, kariyerini bu konuda geliştirmek için hayaller kuruyordu. En sevdiği alanlar bilgisayar bilimlerinin teorik matematik temelleri ve sonradan başlayıp çok sevdiği ekonomi biliminde ise ekonomik sistemlerin toplumların ve devletlerin refahı üzerindeki etkileriydi. Üniversiteye başlamasıyla birlikte Berk’in akademik merakı ve öğrenme arzusu artmıştı. Diğer pek çok konuda da dağarcığını geliştirmeye çalışıyordu. Lisedeki daha çok LoL, Playstation ve benzeri bilgisayar oyunlarına meraklı genç üniversitede mesleğini çok iyi öğrenmeye çalışan, bir yandan da dünyanın nasıl işlediğini geniş bir perspektiften kavramak için araştıran, okuyan bir gence dönüşmüştü. Kitaplar ve yakın arkadaşları ile yaptığı tartışmalar onun için en değerli şeylerdi. Onun ardından eşyalarını toplarken çantasında sadece bilgisayarını, bir defter ve son okuduğu kitabını bulduk. Olağanüstü sade ve tam ona göre.
Son dönemde okuduklarından küçük bir seçkiyi aşağıda bulabilirsiniz:
- Why Nations Fail – Daron Acemoğlu & James A. Robinson
- Freakonomics – Steven D. Levitt & Stephen J. Dubner
- Minds, Brains & Computers
- Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
Birgün Berk’in çok sevdiği kız kardeşi ile olan bir diyaloğunda şahit olduğumuz üzere Berk kız kardeşine neden çift anadal yaptığını, neden yüksek onur listesine girecek kadar çok yüksek bir ortalama için çalıştığını şöyle açıklamıştı: “Çift diploma almak veya çok yüksek notlar almak için değil öğrenmek için çalışıyorum. Bir konuyu derinlemesine kavramak o konuda gerçek ve derin bir bilgi birikimi elde etmek için öğreniyorum.” Berk’in öğrenmekle ilgili geliştirdiği tevazu dolu yaklaşımı, genç yaşında başardıklarını, akademik alandaki yeteneğini düşündüğümüzde samimi bir öğrenme çabasıyla verdiği büyük emeğe karşın mezun dahi olamadan bu dünyadan ayrılması derin bir kayıp duygusu yaratıyor biz de ve sevenlerinde. Yaşasaydı başarabileceklerini, çevresine ve geniş anlamda topluma katabileceklerini düşünmek hüzün veriyor bizlere.

Berk ile ondan yedi yıl sonra gelen kız kardeşi küçük yaşlarda rekabet ve çekişme içinde olmalarına karşın büyüdüklerinde aralarında gerçek bir kardeşlik bağı oluşturdular. Birbirlerine uzak durdukları yıllardan sonra birbirlerinin en iyi arkadaşı haline geldiler. Berk kız kardeşi ile yeni öğrendiklerini paylaşır ve öğrencilikle, arkadaşlıklarla, hayatla, dünyayla ilgili hem eğlenceli hem de derin sohbetler yaparlardı. Kız kardeşi henüz Berk’in Üniversitelilere özgü dünyasını tam olarak kavrayacak yaşta olmamasına karşın abisinin kendisiyle bunları paylaşmasından, onu ciddiye alıp anlatmasından mutlu olurdu. Berk’in kaybıyla kız kardeşi en iyi dostunu ve arkadaşını da kaybetmiş oldu. Tüm ailesi olarak bu kaybın yarattığı eksikliği, kalbimizde açılan boşluğu tarif etmemiz imkansız.

Oğlumuzla aramızdaki ortak bağlardan bir tanesi de kahve merakımızdı. Berk’in lise yıllarında popüler cafeler yoluyla başlayan kahve merakı zamanla yöresel kahve türlerini ve farklı demleme yöntemlerini öğrenmeye kadar evrildi. Artık farklı yörelere ait kahve çekirdeklerinin aroma farklarını ayırt edecek kadar kahve bilgisi oluşmuştu. Berk’in kahve merakı, annesinin emekliliği sonrasında girişimciliğe geçerek dünyanın en güzel yöresel kahvelerini internet üzerinden satmaya başlaması ile iç içe geçti. Oğlumuz annesinin yeni işiyle gurur duyuyordu. Berk annesinin e-ticaret için ihtiyaç duyduğu farklı yazılımları da geliştirmeye başlamıştı. Oğlumuzun onun işine olan sevgisi ve desteği de annesini çok mutlu ediyordu. Ailemiz için her şeyin iyi, güzel ve mutlu gittiği bu dönem maalesef çok kısa sürdü. Berk’in aramızdan ayrılışı bizim bugüne kadar yaptığımız her şeyi sorgulamamıza neden oldu. Hayatımızı kızımızla birlikte yeniden kurabilmek için herkes kendi zorlu iç yolculuğuna çıktı.

Annesi Berk için her zaman çok özeldi, anne-oğul arasındaki doğal çekişmeler bu yakınlığı hiç bir zaman bozamamıştı. Berk duygu dünyası ile ilgili önemli şeyleri annesiyle, mesleği, entelektüel dünyasıyla ilgili şeyleri ise babasıyla yani benimle paylaşırdı. Annesiyle daha çok şey paylaşırdı sonuçta. Ayrılsalar bile kendisi için en yakın arkadaş ve hep sırdaş olarak kalmış kız arkadaşını Berk ilk olarak annesi ile tanıştırmıştı mesela. Kız arkadaşını da çok sevmiştik hepimiz ama nedense sonra ayrıldılar. Fakat Berk ile olan iletişimleri hiç kopmadı. Berk son dönemlerde zorlanmalarında yine ilk olarak kız arkadaşından destek istemişti. Berk’in ardından annesi ve kız arkadaşı, ilk tanıştıklarında olduğu gibi birlikte gözyaşı döktüler, sarıldılar.
Berk ile birlikte sinemaya gitmeyi çok severdik. Bir sinema sever olarak bu merakımı oğluma küçük yaştan aşılayabilmiştim. Küçükken gittiğimiz animasyon filmlerinin, öncesinde ve sonrasında heyecanla konuştuklarımızın güzel anıları hala canlı. Ergenlik döneminde aramıza giren mesafe sinema seanslarımıza ara vermemize neden oldu. Ancak son yıllarda yeniden bu kez çok daha büyümüş ve olgun bir baba oğul arkadaşlığı içinde ağırlıklı bilim kurgu filmleri olmak üzere yeniden sinemalara dönmüştük.
Berk üniversiteye başladıktan sonra hafta sonları onu yurda ben götürüp alıyordum. Böylelikle ikimizi çok yakınlaştıran, benim hala Berk ile en güzel anılarımı oluşturan yolculuklarımız başladı. İşleri yoğun ve meşgul bir baba olarak onunla birlikte baş başa olabildiğimiz bu eşsiz anlarda genellikle az konuşurduk, radyodan güzel müzik dinlerdik ve sadece baba ve oğul olarak yan yana olmaktan keyif alırdık. Daha önceki yıllardaki yanlış öncelikler sonucu zamansızlıktan, ergenliğin getirdiği sorunlardan kaynaklı aramızdaki tüm o mesafeler kapanmış gibiydi.
Yıllar içinde Berk’in müzik zevki değişmiş ve hepimiz 60’lı 70’li yılların rock müziklerini dinler olmuştuk. Berk’le yaptığımız yolculuklarda Berk bize seçtiği, kimini çok iyi bildiğimiz, kimini ise çalınca hatırlayarak sevindiğimiz geçmişin güzel anılarını da hatırlatan o harika şarkıları çalardı. Hayatımız artık anılarımızda kalan o yolculukların neşeyle aktığı gibi huzur, mutluluk ve sevinçle akıyordu. Berk’le, kızımızla, ailemizle bütünlük içindeydik. Ama sadece 21 yıllık kısacık bir süre sonunda Berk aramızdan ayrıldı. Berk gidince bir kişi eksilmedik, boşluk her yanımızı kapladı. Yalnız kaldık. Berk yukarıda anlattıklarımızın hiçbirisini yapmasaydı da, iyi üniversiteler, okunulan kitaplar, entelektüel arkadaşlıklar sohbetlerin hiç birisi hayatında olmasaydı da sadece varolduğu için, bizim oğlumuz olduğu için aynı şekilde sevinçli ve tam olacağımızı şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Kızımızın varolacağı ama onsuzluğun, özlemin ve yasın hep baş köşede olacağı yeni hayatımızı kurmaya çalışıyoruz.
Berk’in çok sevdiği bir şarkıda söylediği gibi onu çok ama çok özlüyoruz…
“You’re Gonna Miss Me” (13th Floor Elevators)
Berk’in sevdiği diğer şarkıları dinlemek isterseniz Spotify Listeleri:

Dayıma kalbimdesin paşam benim oğlum dosttum arkadaşım seni çok çok özledim
Mütevazi, zeki ve karakter sahibi dostum Berk’i özlemle anmaya devam ediyorum. Dostum inanamadım, inanmak istemiyorum. Ufaktan bizim müzikleri dinlemeye devam ediyorum ve yukarıdan sana attığım selamları gördüğünü umuyorum. Sevgiler.
Okuduğum bir kitapta stephen jenkinson ismine denk geldim. Kimdir diye kısa araştırma yaptım su yazısı kırılmam noktam oldu
… Dünya sonu gelmeyecek bir anlam arayışıyla çevrili. En ufak bir hareket veya düşünce bile bir anlam perdesinin arkasına konumlanmış halde. Perde olmazsa her şey cazibesini yitiriyor. Gündelik kaygıların dışında, temelde sadece “var olmanın” bile kafamızın içinde öznel bir anlama bürünmesine ihtiyacımız var. Bu anlamlandırma arayışı, kayıp ve yok oluş fikirlerinden kaçma dürtüsünü doğuruyor ve böylece ölüm fikri, acı endişesinden öte yeterince yaşayamamış olmak ya da anlamı yakalayamamakla bağdaşıyor.
bugün tekrar baktım bir şey bulabilir miyim diye yolum buraya düştü. Öyle üzgünüm ki ne desem kelimeler anlamsız olacak. Basiniz sagolsun.
Merhaba,
Berk’i linkedin sayfasında gezerken wookod ile ilgili paylaşımdan tesadüfen gördüm. Sonra bu sayfaya geldim ve tüm yazıları okuyarak Berk’i biraz olsun tanıma şansına sahip oldum. Pırıl pırıl bir delikanlı. 2 oğlum var. Umuyorum ileride Berk abileri gibi ışık saçan birer genç adam olurlar.
Bir baba olarak yaşadığınız acının tarifsizliğini okuduğum her satırda çok derinden hissettim. Daha önce tanımadığım halde Berk’i çok sevdim ve tanıdığıma çok memnun oldum.
Başınız sağolsun.
Her gün seninle konuşacak bir sürü konu geliyor aklıma, bazen hala elimi telefona atıyorum.
İsmini bir çemberde duydum. Önce “o” diye bahsedildi kendisinden… Ara ara “O” olarak geliyor gidiyordu, bir acıyı işaret ediyordu ismi, bir kaybı…Bilinmezdi, gizli, sırlı, saklı, kıymetli, hassas, kırılgan, taze…
Sonra duydum, hiç bir Berk çok yaşlı olamazdı 2021 yılında. Bir bıçak mıydı o bir iğne mi bir kırık cam parçası mı bilemedim geldi saplandı yüreciğime. Nasıl da dikkat çekiciydi ona duyulan sevgi, nasıl sevilmesindi? Ve sonra hep misafir oldu, büyük büyük, küçük küçük, yaşlı bir adamcasına, bir bebekcesine merak edildi, tanışılmasa da bilindi, sevildi, sayıldı. İnşallah daha da sohbetlerimiz olacak kendisiyle…
hani derler ya kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş diye seni ilk tanıdığımda anladım içinin ne kadar temiz bir insan olduğunu belki seninle çok vakit geçiremedik hayat buna müsaade etmedi ama bir insanın hayatında sahip olabileceği çok iyi bir arkadaştın seni her gördüğümde sık bakalım şu göğüs kaslarını dediğimde ufak bir tebessüm edip her defasında aynı hareketi yapman güzel zamanlardı her yanına geldiğimde o yüzündeki güzel gülümseni hiçbir zaman unutmayacağım seni hiçbir zaman unutmayacağım seni çok seviyorum dostum.
Her gün özleniyorsun dostum, varlığını anılarınla birlikte içimizde taşıyoruz, aslında her gün bizimle yaşıyorsun, ama hala özlüyoruz.
Sevgili Berk,
Senin kahve merakın ve anne ile babanın girişimci ruhu sayesinde karşılaştık demek doğru olabilir. Tanıştık diyemiyorum. Keşke seni tam anlamıyla tanıyabilseydim.
Sadece kısa yolculuklarımızda ve ofisimizi ziyaretlerinde tanıyabiliyordum seni.
Okuldan almak/götürmek için severek geliyordum yanına. Sebebini bilmiyorum ama seni çok merak ediyordum. Olaylara ve insanlara sakin ve olgun şekilde yaklaşman, yüzünden eksilmeyen tebessümün ve gereksiz hiçbir konuşmaya girmemen. Sen kaç yaşındasın?
Ne zaman kretek sigara yaksam gözlerim seni arıyor. Ofis önünde;
+Burundi demlendi, ister misin?
-Kayanza mı ? Olur 🙂
Kardeşinle gurur duyardın. Fotoğrafa meraklı. Ayrıca iyi çizimler de yapıyor. Evimi onun yaptıkları ile dolduracağım.
Yazılacak birçok şey olabilirdi. Ancak seninle daha çok zaman geçirebilmiş insanların yazdıklarını okumak, yanımızda olmasan da seni tam anlamıyla tanıyabilmemi sağlıyor.
Seni çok seven ailen ve tanıyan şanslı insanlar var.
Senden öğrenecek çok şey olabilirdi. Bence iyi iki arkadaş olabilirdik. Belki birlikte iyi işler çıkarabilirdik.
Bir dakika hala öğretiyorsun.
Sevilebilmek için yaşamaya gerek yokmuş.
Hep güzel anılacak ve sevileceksin.
Yeni bir yıla girdik. Umarım bir gün orada görüşürüz.
Huzur içinde uyu.
Berk, seninle ilk tanıştığım günü bile o kadar iyi hatırlıyorum ki. Eski oda arkadaşlarımdan çok memnun değildim ve rastgele bir şekilde seninle oda arkadaşı olmuştuk. Seni daha tanımıyor olmama rağmen kafamızın uyuşacağını biliyordum zaten. O gece bile seninle sık sık yaptığımız felsefemizi yapmıştık. Çok severdik beraber konuşmayı. Sabahları aynı saatte dersimiz olduğu günlerde beni ders başlamadan 45 dk önce kaldırırdın ve kahve hazırdı. Balkona çıkardık ve yarım saat elimizde kupalarla sabahın serininde konuşmadığımız konu yoktur. Hatırlıyor musun? Beraber aldığımız tarih derslerinden sonra beraber yemeğe giderdik ve bazen uzun bir süre hiç konuşmazdık. O tuhaf sessizliklerden. Ama bir yerden sonra artık eskisi kadar sessiz değildik, daha fazla paylaşmak istiyordun eskine göre. Ve sadece felsefi bir muhabbet değil artık kişisel paylaşımlarda da bulunmaya başlamıştık. Beni kendine yakın gördüğünü biliyorum, sen de benim için çok değerlisin. Seni seviyorum arkadaşım.
Sevgili Berk,
Babanın aramıza katılması sayesinde seni tanıdık. İyi ki de tanımışız. Hayata yaydığın, bırakıp gittiğin o enerjinin tanığı olduk. Biz de sebeplendik iyiliğinden, güzelliğinden, masumiyetinden. Sevginin her zaman var olduğuna ve olacağına dair, zaman, mekan tanımadığına dair umutlarımız arttı. Yaşama sevincimizi artırdın kıymetli çocuk. Sevgiyle kal.
Güzel gülümsemesiyle içimi ısıtan kardeşim, doğum günün kutlu olsun. Lisede aynı erkek grubunda yer alan iki arkadaştık, ne çok yakındık ne de çok uzak. Senle asıl arkadaşlığımız üniversitede başladı. Belki yine çok yakın olmadık, çok anı biriktiremedik ama ortak geçmişe sahip olmanın getirdiği dostluğun güvenini her zaman hissettik. Senle odalarımız karşı karşıyaydı. Bazen sabah erken yarı uyanıkken karşılaşır hoş sohbete dalardık, bazen de getirdiğin yeni kahveleri tadarken. Bazen odada olup olmadığımızı bilmeden, kapımız kapalıyken bağırırdı birimiz diğerine ufak bir gülümseme için. Aramızda bir kapı vardı. Böyle biteceğini bilseydim inan aramızdaki o kapıyı kırar, bırakmazdım seni. Hala bizimlesin ve bizimle kalmaya devam edeceksin, bunu bil. Kalbimizin en güzel köşesini sana ayırdık. Anıların dokunduğun her insanda yaşamaya devam ediyor, umarım görüyorsundur ne kadar çok sevildiğini. Senle seni kaybettikten sonra daha yakın olmaya başladığımı fark ettim. Keşke önceden daha yakın olabilseydik, daha çok anı biriktirebilseydik ve keşke doğum gününü ilk kez şimdi kutlamasaydım. Keşkeleri bir kenara bırakalım. Güzel gülüşünle, ihtiyacım olduğunda yardım edişinle, yurtlar açıklandığında direk bana yazışınla, yurdun önünde karşılaştığımızda daldığımız muhabbetlerle, alt dönemimken üst dönemim olmanla, getirdiğin yeni kahvelerle, zekiliğinle, neşe saçmanla hatırlanacaksın. İyi ki doğdun Berk, iyi ki tanıdık seni ve tanımaya da devam ediyoruz. Seni asla unutmayacağız, her zaman bizimlesin.
Berk ile tanıştığımızda hayatımın en sıkıntılı dönemindeydim, 2015 civarıydı. Ona da bahsettiğim bu dönemden çıkmama yardımcı olmuştu. Sürekli iletişim halinde olmasak bile ondan aldığım tavsiyeler hayatımda karar verdiğim bazı köklü değişiklikler için ilham kaynağı oldu. Bu sebeple bana sadece dostluk değil arada abilik de ettiğini söyleyebilirim. Daha sonra beni kendi arkadaş çevresiyle tanıştırdı ve yıllardır devam eden bazı arkadaşlıklarımın temelini atmış oldu.
Berk hayatımda tanıdığım en düzgün karakterli insanlardan biriydi. Varlığı bir ortamın enerjisini yükseltmeye yeterdi. Ben en çok samimiyetini, açık sözlülüğünü, “gerçek” oluşunu severdim. Birlikte sabaha kadar lol oynadığımız günler, ayakta bana yarım saat alternatif akım anlattığın gün, yaptığımız klasik erkekler tuvaleti muhabbetleri, hatta ve hatta o zamanki kız arkadaşımla tanıştırır tanıştırmaz kırdığın pot bile birer tatlı anı olarak her ayrıntısıyla aklımın bir köşesinde ve ben yaşadığım müddetçe orada kalmaya devam edecek. İyi ki doğdun dostum, abim. Seni hiç unutmayacağız.
Tini şad, mekanı uçmağ ola…
Yağız delikanlı imiş.
Fazıla, sana ve ailene sabırlar dilerim.
Berk
Aramızdan zamansız ayrılman içimde o kadar keşke bıraktı ki… Keşke daha iyi tanıyabilseydim seni, keşke daha çok vakit geçirebilseydik seninle. Ama keşkelerden ziyade iyi kilerle anmak istiyorum seni. Geçmişe dönüp baktığımda iyi ki tanımışım seni, iyi ki vakit geçirebilmişiz seninle.
Berkle lise yıllarında tanıştık. Tanışmamız da grupça oynadığımız oyun vasıtasıyla oldu. Hayatımda en mutlu olduğum en çok eğlendiğim zamanlarda hep sen de ordaydın ve bu zamanların bu kadar güzel ve eğlenceli geçmesinde çok büyük yer sahibiydin.
Hayatımın o güzel dönemlerinde sanal ortamda sürekli beraberdik. Lise bittikten sonra bir çok insan birbiriyle ilişkisi kopmuş olsa bile bizim grubumuz kopmamıştı aksine bağlarımız sıkılaşmıştı. Farklı okullarda farklı hayatlara başlamıştık. Eskisi kadar sık yüz yüze vakit geçiremiyor olsak bile pilav günlerine, mezunlar gününe hep beraber giderdik ve hep çok güzel vakit geçirirdik.
Tanıdığım en neşeli, en güler yüzlü, en farklı ve en zeki insanlardan birisin. Gerçekten senin kadar özel birini tanıyabildiğim için çok mutlu ve şanslı hissediyorum. Hani olur ya bir arkadaş grubunda biri daima etrafına neşe saçar sürekli her şeye güler bizim grubumuzda o insan sendin. İnsan seninle arkadaş olunca otomatik mutlu oluyor nasıl olmasın ki ne desek gülüyosun senin gülüşün enerjin bize de yansıyor. Olaylar karşısında yorumların ve düşünme tarzın bile çok özgün kimsenin düşünmeyeceği şeyleri düşünmeyeceği şekilde düşünüp görürdün hep.
Bir çok yönden hayranlık uyandıran da bi insandın. Sürekli oynadığımız oyunda kendime ‘Berk kadar iyi’ olmak gibi bir hedef koymamı sağlayacak kadar hayranlık uyandırıcıydın.
Sen gittikten sonra farkettiğim bir diğer şey ise seninle özdeşleştirdiğim çok fazla şey varmış meğer sen gittikten sonra farketmeye başladım bunları. Bunların sık sık karşıma çıkması hala her ne kadar beni üzüyor olsa da seni hatırlatıyor olması da tebessüm etmeme sebep oluyor.
Berk Bingöl iyi ki geçtin hayatımdan, hayatımızdan. Seni asla unutmayacağım ve hep iyi kilerle hatırlayacağım.
Berk’le lisede 2 sene aynı sınıfta okuduk, 3 sene de aynı servisteydik. Sınıfta ya arka sıramda ya da yan sıramda oturduğun için derslerde bolca sohbet edebiliyorduk. Ders sırasında beklenmedik bir anda bir espri yaparak hocalar da dahil herkesi güldürebiliyordu. Okulun ilk günü bir sınıf arkadaşımla aynı zamanda aynı serviste de olduğumu görünce çok şaşırmış ve mutlu olmuştum. Daha ilk günden arkadaşlığımız başlamıştı. Aslında aynı sitede oturmasak da sırf yürüyüş olsun diye benimle aynı yerde inip evine kadar yürümene çok şaşırıyordum. Nasıl bir enerjisi var ya bu kadar yürüyecek insan evinin önünde inmez mi diye düşünüyordum. Ama sen böyleydin işte bir dönem kafana koyduğun bir şey varsa durmadan pes etmeden çabalardın. Spor dışında ikinci sene de LOL oynamaya böyle takmıştın haftasonu eve gidip oyun oynayabilmek için bütün hafta heyecanla beklerdin. Serviste sürekli gülerek eğlenerek geçirirdik zamanımızı. Bazen bana bugün dokunmayın müzik dinlemek istiyorum desen de sürekli seni rahatsız edip bizimle sohbet etmen için zorlardık sen de dayanamayıp kulaklığı çıkartıp dahil olurdun sohbete. Mesut abiyi sürekli sinir eder sonra bir şekilde kaçmaya çalışırdın ya da anlamsız şeylere çok fazla gülüp bizi de güldürürdün. Lisenin son senesi okuldan ayrılsan da evlerimize çok yakın bir yerde okuduğun için arada okul çıkışlarında görüşür hayatımızın nasıl devam ettiği ile ilgili sohbet ederdik. Lise bittikten sonra da aynı şekilde yakın oturduğumuz için çok sık olmasa da görüşme fırsatı buluyorduk. Geçen sene seni de zorla dahil edip bir kayak tatili planı yapmıştık. Tabi daha sonra hepimiz okul, ödevler, sınavlar derken iptal etmek zorunda kaldık ama şimdi düşündüğümde keşke gitseydim neden gitmedim diye kendime kızdığım tek tatil bu olabilir. Seninle daha önce lise 3’te bir kayak tatili yapmıştık zaten. 15 kişilik bir grup olarak öğretmenler olmadan gittiğimiz bir tatil olduğu için kısıtlama olmadan eğlenebilmiştik. İkimiz birkaç ay farkla bile olsa diğer insanlardan büyük olduğumuz için sorumluluk almak zorunda kalmıştık ve sonrasında bu olay her görüştüğümüzde hatırlayıp gülmemize sebep olmuştu. Seni her zaman bu anılarla, eğlenceli, zeki, meraklı ve farklı bir insan olarak hatırlayacağım. Seni tanıdığım ve bu kadar çok anı biriktirebildiğim için kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. Doğum günün kutlu olsun.
Sevgili Berk,
Seninle sen bu dünyadan ayrıldıktan sonra tanıştık. Ben seni tanıyorum artık, sen de beni tanıyor ve görüyorsun oralardan eminim. Ben seni tanımaktan çok mutluyum, umarım kesişen yollarımız seni de mutlu ediyordur.
Çocukluğundan ayrılıp gittiğin zamanlara kadar ki yaşamından parçaları fotoğraflarından izlerken bir yanım çok üzülürken bir yanım da seninle gurulanıyor. Bazen çocukken bile koca bir adam gibi durup bakabiliyor olman beni gülümsetiyor. Biraz herkesten ayrı bi havan var. Hani hangi grupta olursa olsun parlayan biri vardır ya, hani sussa da konuşsa da gözler ona doğru gider hep, evet, işte sen de onlardan birisin. Arkadaşlarından biri, erkek olduğumuz halde oturup Berk’in ne kadar yakışıklı olduğunuz konuşurduk yazmış, çok güldüm ama aynen öyle erkek arkadaşlarını konuşturacak kadar da yakışıklısın. Her halin güzel; yalnız ben en çok kardeşini kucaklayışını sevdim. Kucağına alıp tek kolunla sarılmışsın ya hani, fotoğrafa girip sizi kucaklamak istedim, çok güzelsiniz. Ne zaman kucaklaşan bir kardeş görsem özlem dolu bir mutluluk hissederim. Burda da onu gördüm.
Senin gibi iyi yürekli, yakışıklı, akıllı bir gencin fazlasıyla layık olduğun bu hayatta artık olmaması insanı yaralıyor ama daha mükemmelini yaşıyor olma ihtimalin de insanın içinden geçmiyor değil. Ya da öyle istiyor insan. Umarım öyledir. Çok sevdiklerimiz ve erken gidenler için daha güzel bir yer ve hayat vardır yaşayacak.
Doğum günün kutlu olsun güzel çocuk.
Sevgili Berk,
Dokuzuncu sınıfın ilk Almanca dersiydi. Okula geleli 1 belki 2 gün olmuştu. O, Adnan Menderes’te E sınıfında okuduğun iki sene boyunca asla değişmeyen en arka duvar kenarı sıranda oturuyordun yine 🙂 Daha Almanca hocasıyla yeni tanıştığımız için hoca adımızı soruyordu sırayla. Sınıftakiler de cevap veriyordu: Merhaba, ben….., diyerek. O sırada aklıma bir fikir geldi, “ İsmimi Almanca Ich heiße Zeynep diye söyleyeceğim.” Tam kafamda buna hazırlanırken solumdan bir ses geldi : “Ich heiße Berk.” Soluma dönüp sana baktım ve şaşırdım benimle aynı düşünen biri diye. Sonraki zamanlarda bu ilgim devam etti çünkü o ilginç düşünme şekline defalarca şahit oldum. Mesela bir gün, “tuhaf” kelimesinin ne kadar “tuhaf” bir kelime olduğundan bahsedip gülüyordun, tuhaf tuhaf diyerek tekrar ediyordun ders esnasında 🙂 Seni lisenin sadece ilk iki senesinde bir sınıf arkadaşın olarak tanıyabildim. Ama lise hayatımızın kalan iki senesinde “Acaba Berk şimdi ne yapıyordur ?” diye düşünmeden edemedim. Yine hangi kelimenin söylenişini sorguluyordur, alışageldiğimiz için farklı gözle bakmadığımız hangi kavramları yorumluyordur kendi kafasında…
Adnan Menderes’te E sınıfında okuduğun iki sene boyunca demek istemiştim bir cümlemde. Seni az da olsa tanıdığım için şanslıyım. Anılarımızda hep var olacaksın.
Ah berk ah.O kadar fazla yarim kalmislik hissi var ki icimde.Cok uzgunum.Dunyaya verecek daha cok seyin vardi.Senin gibi derinlemesine her konuyu arastiran ogrenen ve sorunca da anlatan birini tanimadim ben hic.Suskun gozukurdun disardan ama bilgili oldugun konu gelince de 2 saat hicbisi demeden hepimizin sadece seni dinledigi zamanlar coktur.Tutkulu bilgili oldugun konulari anlatmani ozledim.Ani tepkilerini ozledim.Aptal aptal seylere gulmeyi ozledim.En eski arkadaslarimdansin.Liseye ilk gittigim hafta nefret etmistim okuldan.Her gun eve gelip anneme yapamiyorum ben bu okulda nefret ediyorum nakil almak istiyorum diyodum.Kavga ederdik her gun.Ikinci haftaydi serviste denk geldik bir sekilde zaten ben de dolmusum bir haftadir acim eglenmeye sohbete.Kimseyle konusmuyorum nerdeyse.Serviste bir basladik muhabbete donene kadar o kadar guldum o kadar isindim ki sana bi anda geldim eve o gun anneme dedim ki degistirmeye gerek yok galiba okulu.Okulu degistirmedim senin yuzunden ya ben.O kadar farkli biriydin ki senle alakali bin tane farkli hikaye anlatmisimdir insanlara.Seni tanimayan ama hikayelerini duymus o kadar insan var ki etrafimda.Kaybedilen insanlarin anisi onlarla alakali guzel hikayelerin anlatilmasi ile anilmali bence.Birkac hikaye paylasmak istiyorum.Annenin sana hafta ici ders calistigin kadar hafta sonu LoL oynanama izin verdigi icin hafta ici ful abanip hafta sonu sadece uyurken lolden cikmani.Veya spor yaptigin donemde otelde salon olmadigi bavullari yatagin ustune koyup kaldirmani.Yaptigimiz 6 km kosu yarisini abi basit bi iddia uzerine 6 km yaris yapilir mi ya ? Bir gun gogus kaslarinin fotografini atmissin gruba herhalde neyse yukardan cekilmis bi fotograf o zamanki kiz arkadasim gorunce kiz fotografi sanmis da kavga etmistik …Bir seyi aklina koydugun zaman onu ne olursa olsun en ust seviyede yapardin.Hala gercek degil gibi geliyor bana.Bahcede torendeyken basketbol topunu dikmen,mesut abiyle dalga gecmen,dikacu unutmayacagim hicbirini.Hala idrak edemiyorum ben.Cikip lan diye gelceksin discorda gibi hissediyorum.Alisamadim hic.Seni evinden alip disari cikmaya zorlar tatile gidelim diye zorlayip dururdum.Tutturmustum bu sene tatile gidelim diye.Kayak da kayak kayak da kayak.Ilk basta evet dedin izin aldi herkes vesaire.Sonra iste okul mokul odev proje var dedin ne kadar zorladiysam da ikna olmadin.Zorlamaya gelmezdin hic.Neyse iptal ettik tabi.Tatile gidicegimiz hafta kaybettik seni.Keske farkli olsaydi her sey.Sadece sevenlerin degil dunya da seni kaybetti.Daha bize verecegin cok ani dunyaya verecegin cok sey vardi.Insanin bu hislerini soyleyememis olmasi cok aci.Burda hakkinda yazilanlari okuyabilseydin keske. Unutulacak biri degilsin.Seni insanlara anlatmaya anini yasatmaya devam edecegim.
Berk ile ortaokulda Mev’de tanıştık.Hep çok zeki,çok özel,çok temiz kalbi olan bir insandı.Çok eğlenceliydi beni çok güldürürdü hayatına öyle herkesi almazdı ama beni almıştı bana hayatta kendimi değerli hissettiren nadir insanlardan biriydi.Ona çok değer veriyordum benim için herkesten çok farklıydı birbirimize mektuplar yazardık,bütün o mektuplar hala bende durur arada açıp okurum,çok duygulanırım.Bana kolye almıştı kalp şeklinde hala hep takarım her taktığımda aklıma Berk gelir.
Beraber çok zor şeyler yaşadık ama yanımda o olduğu için her şeyin üstesinden daha kolay geldim.Arkadaşlığımız hep devam etti hep beni arardı benim akademik başarım çok parlak olmadığı için çok kızardı bana hep çalışmamı söylerdi,çabalamamı söylerdi.
Beni bu hayatta olduğum gibi kabul eden bir o vardı.Hep onu sevmeye devam ettim hep ona değer vermeye devam ettim onu hep bana destek olan o özel insan olarak tanımladım bende ki yeri hep bambaşka oldu.Hala inanamıyorum istediğim zaman arayıp o özel dostumdan akıl alamayacağıma.
Seni tanımak büyük şans iyi ki tanımışım seni o saf sevgi ne demek öğrenmişim gerçek dost ne demek görmüşüm.Seni hiç unutmadım bundan sonrada seni hiç unutmayacağım.
Başta ailene,arkadaşlarına,yakınlarına,seni seven herkese ve bana Allah sabır versin
mekanın cennet olsun
Seni hep çok seven,
Mina
Sevgili Berk,
bu yazıyı geçmiş zamanda yazmamak daha iyi olacak sanırım çünkü diğer türlüsüne inanmak hala çok güç. Elif’in adından ilk bahsettiği günü hatırlıyorum, yazlıktaydık oyun oynuyordunuz, hiç fotoğrafın yok diye eskilerden gösterip ne kadar komik ve ilginç bir insan olduğundan bahsetmişti.Birkaç ay sonra tanıştığımda gördüm ki eksiğin yok fazlan var…
Elif, Cenk ve senle olan buluşmalarım, konuşmalarım, hayatımın en değerli yerlerinden birinde oldu hep ve olmaya devam edecek. Her ne kadar ne zaman espri yapsak “Zeynep ve Berk espri yapmasın abi ya” diye dalga geçilse de… Şimdi tek dalga geçilen benim sanırım. Gerçi senin de onların tarafında olduğun dönemler oldu :d Keşke yine olabilse, keşke yeniden buluşmalara 6 saat geç gelsen, keşke gittiğimiz yerlere söylensen, 32 derece sıcaklıkta tişört üstüne gömlek giysen, keşke 6 saat boyunca guitar heroda metallica çalsak, keşke doğum günlerini beraber kutlayabilsek… Sen olmadan çok eksik kalır çünkü, olmaz.
Şuan bu yazıyı yazarken White Room dinliyorum. Birkaç defa açmıştın baya seviyordun bu şarkıyı. Sende en sevdiğim şeylerden biri de müzik zevkin, bu yüzden ne zaman Pink Floyd veya Cream dinlesem hepsinde seni anacağım…Hepsi senin için olacak.
Elif’in sevgilisi olarak girdiğin hayatımda daha fazla yer kapladın, arkadaşım oldun. Ayrıca hayatımda asla gülmediğim Deep Turkish Web’e sayende kahkahalarla gülmüştüm.Hala utanç verici…
Bu kadar yaşadığımız anı varken hepsini yazmak zor,üstelik bu yazıyı senin için yazmak daha da zor . Bildiğim tek bir şey var,seni asla unutmayacağız. Doğum günün kutlu olsun Berk.
Sevgili Berk,
Kilometrelerce uzaktan, mikrofonun ardından arkadaşım Cenk sayesinde tanımıştım seni, fiziksel olarak görüşememiş olsak bile değer verip sevdiğim, komik, eğlenceli, özel gördüğüm insanlardan oldun. Seninle geceleri oyunlar oynayıp sohbet etmeyi özledim güzel dostum.
Başımız sağ olsun.
-Buzdoğan
Bir oyun düşünün, oyunun temel amacı oyunu aklınıza getirmemek üzerine kurulu. Hatırlarsan kaybedersin, hatırlamazsan kazandığını bilemezsin. Kazanılamayan bir oyun. Ve evet. Bu oyunu bana Berk öğretti. Oyun ne zaman aklına gelse bana da hatırlatıp benim de kaybetmemi sağlıyordu. Şimdilerde ise oyunu bana hatırlatacak biri olmamasına rağmen sıklıkla kaybediyorum. Umarım yukarıdan bana bakıp gülmüyorsundur Berk.
Hayatımda tanıdığım en “farklı” insanlardan biriydin. Bildiğim ve tanıdığım kadarıyla her şeyi çok fazla düşünen bir yapıya sahiptin ve bu tarz şeylerin üstüne çok derin anlamlar yükleyebilen biriydin. Yaptığın her şeyi en iyi şekilde yapmak için sarf ettiğin azme hayran kalmışımdır her zaman. Birbirimizin en yakın arkadaşı olmasak da geçirdiğimiz vakitlerin eğlencesini asla unutamıyorum. Sesli sohbet uygulamasına her geldiğinde istemsiz mutlu olurdum. Çünkü bulunduğun yerdeki enerjiyi daima yükseltebilen biri olarak görüyordum seni. Çok bir şey yapmana gerek kalmazdı, söylediğin her şeye gülerdim zaten. Neden bilmiyorum. Odaya girip BEYLERRR diye cümleye başlayıp saçma sapan bir şey söyleyip yine de herkesi güldürebilirdin mesela. Simdi geriye dönüp baktığımda seni tanımış olduğuma çok minnettarım.
Seni daima hatırlayacağım.
Berk bir üst dönemimdi. Üst dönem olup bana insanmışım gibi davranan tek kişiydi, hatta gördükçe selam verirdi. Ayrıca çok yakışıklıydı da. Bazen arkadaşlarımla oturup, erkek olmamıza rağmen, onun ne kadar yakışıklı olduğunu konuşurduk. Vefatını öğrendiğimde inanamadım. Bu şekilde aramızdan ayrılacağını asla tahmin edemezdim.
Huzur içinde yatsın. Allah gani gani rahmet eylesin.
Sevgili Berk,
Anilarimizin buraya sigamayacaginin farkindayim ve yazacak kadar da hazir hissetmiyorum kendimi. Hayatimi yasanilabilir kildigin, her zaman yanimda oldugun, beni son anina kadar yalniz birakmadigin, birini gercekten cok fazla sevip sevilmenin nasil bir sey oldugunu gosterdigin icin tesekkur ederim. Su anda oldugum, olmak istedigim kisiyi sana borcluyum. Bana hep elif cok aglaksin seni benim gibi yapmam lazim derdin, keske yoklugun ogretmeseydi bunu bana yanimda olup sen ogretebilseydin. Tabutunda adini gordugumden beri her sey cok daha gercek, kotu ve hala geri gelmeyecegin fikrine alisamadim. Senin gibi bir insani tanidigim, kendini en cok actigin, guvendigin seni en yakindan taniyan kisi oldugum icin cok sansliyim, hayatimda gordugum en ozel insan sendin. Bu aslinda ikimizin de yasamasi ve ikimiz icin de mutlu sonla bitmesi gereken bir hayatti ama ben tek basima kalmis olsam da seni, inandiklarini ve anilarimizi yasatmaya devam edecegim… seni cok seviyorum ve ozledim..
– En yakin arkadasin
Berk’i ilkokulumuzdan tanıyorum. Onunla aynı sınıftaydık ve pek çok defa sıra arkadaşı olmuştuk. Maalesef ilkokuldan sonra Berk’le yollarımız ayrıldı. Ama hala birkaç anımız aklımda çok net duruyor. Bir proje ödevimiz vardı ve herkesin bir poster hazırlaması gerekiyordu. O sırada yine yan yana oturuyorduk. Berk’in posterdeki fotoğrafları bantlarla yapıştırdığını ve yazıları sadece kurşun kalemle yazdığını görmüştüm. İlk başta baştan savma bir ödev yaptığını sanmıştım ama sonra yazdıklarını okuyunca hazırladığı içeriğin ne kadar kaliteli olduğunu görmüştüm. Belki de sadelik hakkında aldığım ilk derslerden biri de buydu.
Hatırladığım başka bir anımız ise bir okul gezisi için otobüste giderken koridorun iki farklı yanında oturmamıza rağmen yeni yeni keşfettiğimiz müzikleri dinlemek için bir kulaklığı paylaşmamızdı. Yanılmıyorsam geçen senelerde bu anın bir fotoğrafını görmüştüm ve umarım onu tekrar bulabilirim. O sıralar her radyoda çalan ve herkesin bildiği veya bazı oyunlardan öğrendiğimiz şarkıları dinliyorduk. Birbirimize gösterdiğimiz ve beraber dinlediğimiz müzikleri hatırlayınca seneler sonra ikimizin de müzik zevkinin benzer bir noktaya varmış olması çok hoşuma gitti.
Başımız sağolsun.
Sevgilerle,
Karahan
Sevgili dostum Berk,
Seçmeli ingiliz edebiyatı dersinde başlayan arkadaşlığımız zaman geçtikçe ve biz de büyüdükçe benim için çok güzel bir dostluğa dönüştü. Arkadaşlığımızın ilk günlerinde akşamları beraber oyun oynayarak ve sohbet ederek birbirimizi daha iyi tanımaya başladık. Bizim arkadaşlığımız saatlerce bilgisayarın başında oturup bir mikrofondan diğer kulaklığa giderek pekişti. Hem oyun oynayıp sonra her şekilde istisnasız her konu hakkında fikir beyan etmemiz birbirimize sürekli yeni şeyler söyleyip onları araştırıp sonra belki hiçbir değeri olmayacak konular üzerinde saatlerce konuşup sohbet etmemiz benim için çok güzeldi. Bu şekilde yakınlaştıktan sonra beraber dışarı çıkmamız, okulda petrol siyahı kahve içmemiz, bankta oturup gelenlerle makara çevirmemiz veya tavaf edip arkadaşlarımızla konuşmalarımız çok keyif aldığım dönemlerdi.
Biz büyüdükçe arkadaşlığımız da büyüdü ve dostluğa dönüştü. Seninle her konuda konuşabildiğim her şeyi tartışabildiğim ve her konuda şaka yapabildiğim için çok özel bir dosttun benim için. Herhangi bir sınır tanımadan her şeyi konuşurdun karşındakiyle. Bir sınırın yoktu hakkında en sevdiğim şeylerden biri de hep buydu. Tanıdığım en farklı, en orijinal insanlardan biriydin. Bir dizi karakteri olsan insanlar çok gerçek dışı böyle biri olamaz derlerdi. İşte bu kadar farklı, bu kadar özel bir insandın Berk. Seni tanıdığım için ve arkadaşım olduğun için hep çok mutlu oldum.
Dışardan her ne kadar soğuk dursan da huyuna gidilince bir anda yumuşamanı seviyordum. Seni yeni insanlarla tanıştırırken yirmi saniye içinde tanıdığım gülen şaka yapan saçma şeyler söyleyen Berk’i görmek benim için çok keyifliydi. Belki benim çenem düşük olduğu için belki de senin çok orijinal olman bir insandan kaynaklanıyor senin de bildiğin üzere çevremdekilere hep senden bahsederdim hala ediyorum.
Sen, ben, Elif ve Zeynep takıldığımız dönemler de bir ayrı değerliydi benim için. Senin Elif’i sinirlendirmen sonra tam da huyuna gitmeden yalandan gönlünü alman, üçümüzün bir olup Zeynep ve Zeynep’in hayat kararlarıyla dalga geçmesi, senin emojilerle tanıştığın dönem… Guitar Hero’ya öğlen girip çıktığımızda güneşin olmaması, beraber tüm Metallica şarkılarını çalıp bağırarak söylemememiz veya senin 70-80lerdeki rock şarkıları da çalalım diye ısrar etmen ve bizi kitlemelerin. Şimdi düşününce gözlerim doluyor mutlu oluyorum.
Beraber geçirdiğimiz yılbaşı, beraber gittiğimiz okul festivalleri, seni darlayarak çağırdığım doğum günüm ve daha birçok anımız. Bu hayatta garantisini verebileceğim şeylerden biri ben olduğum sürece anın hep yaşayacak. İnsanlara senden bahsedeceğim, senin hakkında hikayeler anlatacağım birlikte yaşadığımız güzel anılardan bahsedip ne kadar eğlendiğimizi söyleyeceğim.
Berk Bingöl’ü tanımak benim için büyük bir şanstı. Anlatamayacağım kadar fazla şey yaşadığımız paylaştığımız için hepsini yazamayacağım tabii ki. Senden akıl almak, sana akıl vermek seninle bir şeyler paylaşmak benim için bir harikaydı. Her zaman benim için çok yakın bir arkadaş olacaksın Berk. Eğer bir yerde bir şey içiyorsam kadehler senin için kalkacak veya dışarda yürürken dinlediğimiz bir şarkıyı duyduğumda bu hep senin şarkın olacak. Doğum günün kutlu olsun canım arkadaşım. Seni seviyorum.
-Dostun the CK23
Aslında bunu bugün yazarak yılların geleneğine ihanet etmiş olacağım ama, çünkü Berk’le birbirimizin doğum günlerini tam gününde değil de ben aralığın o da ocağın sonunda olacak şekilde kutlardık. Olsun.
Berk’le lisenin ilk gününden beri arkadaştık. Birçok anının arasından en sevdiklerim genelde karakterini kırdığı zamanlardı. Dışarıdan; sadece haz için yaşıyor da hiçbir şeyi takmıyor gibi görünüp de hayatın işleyişini, daha 16 yaşımızdayken tartıştığımızda Dawkins alıntısı yapabilecek kadar merak edip irdelemesi karakterinin sevdiğim nüanslarına güzel bir örnek.
Diğer bir anımsa okul çıkışı Cenk, Berk ve ben üçümüz sahilde takılırken devamlı seyyar satıcıların çay kahve satmaya çalışmasından bunalıp “10 dk aralıksız koşabilir misiniz?” diye sorup evet cevabını aldıktan sonra hiç öyle fevri birisi olmamasına rağmen çaycıların kenardaki taburesine tekme savurup denizin serin sularını boylattıktan sonra meydana kadar arkaya bakmadan koşmamız .
Her tatilin son günü yakın arkadaşlarımla görüşüp okula öyle giderim. Son sömestrde kafamda farklı bir plan yoktu.
Birbirimizi iyi tanıdığımız için öyle pek ısrar etmezdik; hayır, hayır demekti normalde. Huyum olmamasına rağmen Berk’e gitmeden görüşelim diye çok ısrar ettim, hatta işlerini bahane edince en son “ tamam o zaman bir yerde oturmasak da olur, işlerini beraber halledelim gidip gelirken konuşmuş oluruz” teklifimi de ilk kabul edip buluşma günü “iyi hissetmiyorum yapmasak olmaz mı “ diye reddedince mecburen bir şey diyemedim. Hatta fazla ısrar ettiğim için kendime de kızdım biraz çocuğu sıkboğaz ediyorum diye sevmez çünkü.
Velhasıl kelam İstanbul’dan biraz buruk ayrıldım.
Maalesef 2 hafta dolmadan çok daha buruk bir şekilde İstanbul’a son buluşmamız için geri döndüm.
Belki Berk’i hiç gerçekten tanımadım, belki de onunla hiç konuşmadım. Ama aynı okuldaydık ve varlığından haberdardım. Karşılaşırdık bazen, aynı ortamlarda bulunduğumuz olurdu. Neşeli görünürdü, dışarıdan soğuk biri gibi dururdu ama içeriden ne kadar sıcak olduğu belli olan bir çocuktu. Komikti, espriliydi, ışık saçardı. Aramızdan bu kadar erken ayrılması beni bile çok yaraladı. Beklenmedikti. Düşününce, onun bu dünyada artık var olmamasını kaldırabilmek benim için bile zor. Var olan bu dünya, bundan daha mükemmel bir dünyanın var olduğunun güvencesidir demiş biri. Berk’in o dünyaya, sonsuzluğa ulaştığı yerde daha mutlu ve huzurlu olduğuna inanıyorum. İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcı oluyor her zaman, onun olmayışını düşündüğüm her an gözlerim doluyor. Hatıralar yaşadığımız sürece hayatta kalacaktır, bizim onu hatıralarıyla yaşatmaktan başka elimizden gelen bir şey yok. Bedeniyle aramızda olamayan değerli insan, sevgili arkadaşımız Berk, anılarıyla daima kalbimizde yaşayacaktır.
Sizin ve tüm sevenlerinin özlemini en derin duygularım ve samimiyetimle paylaşıyorum. Sevgilerimle…
Berk’le lisenin ilk yılı tanıştık, sınıfta çok ses olduğu için oturma düzeni değiştirilmişti ve ben en arka sırada oturan Berk’in önündeki sıraya oturmuştum. Dersler, Berk’in video oyunları ya da futbol hakkında konuşmasını dinlemek ve derse odaklanmaya çalışmakla geçiyordu ön sırada oturan ben ve İrem için. İlk zamanlar ona kızıp “Berk bi sus artık!” diye çıkışıyorduk, ama kısa bir zaman sonra Berk’in heyecanına yenik düştük, hayatımızda hiç video oyunu oynamamamıza rağmen dinlemeye başladık Berk’i. Bir sene her gün konuşmamıza rağmen Berk hakkında çok şey bildiğim söylenemez, yine de bana sorarsanız o biraz içine kapanık, duygusal, zeki ve kimsenin göremediği detayları fark etmeyi seven biriydi. 1 ders saati boyunca “hayır” kelimesinin doğru telaffuzu nasıl olmalı diye tartıştığımızı hatırlıyorum, ” a’nın üstünde şapka var insanlar hayır kurumu der gibi hayır diyorlar sinir oluyorum” demişti.
Berk’le ilgili hatırladıklarım sadece böyle aramızda geçen küçük konuşmalar, çok daha anlamlı bir anı yazamadığım için çok üzgünüm. Ama Berk’i az da olsa tanıdığım için şanslıyım. Berk benim anılarımda hep, sabırla bana ofsaytın ne demek olduğunu anlatan, iyi bir arkadaş olarak kalacak. Kaybımız için çok üzgünüm, başımız sağolsun.
Oğlum seni çok seviyorum. Çok özledim
Kayıp kardeşimizi bulmuşuz gibi ilk günden hayatımıza girdin. Senin de öyle hissettiğini biliyorum, kendini daha çok göstermeye başlamıştın bize. Yaşayacağımız, konuşacağımız çok şey vardı be kardeşim. Nasıl hayatımıza bir anda girdiysen öyle de çıktın. Artık keşkelerle dolu aklım. Gidişin hayatıma girişinden daha çok etkiledi beni. Hazır değildik, bu kadar erken bitemezdi hikayemiz. Bunun için sana da kendime de artık kızamıyorum, kızmak istemiyorum. Seni çok seviyorum. Keşke bunu daha çok gösterebilseydim. Keşke.
Allah sabirlar versin. Sizler cok iyi bir ailesiniz insaniz hersey bizim icin belki Berk geri gelmeyecek ama bizler bir gun kavusacagiz onlara biliyoruz.Allah kizinizi size bagislasin .Berk sizi seviyor ve izliyor