Bugün yağmur yağıyor Berk. Güzel bir Mayıs günü olmasını beklerken, yağmurlu ve kasvetli bir gün var İstanbul’da. Bugün sana gelmek üzere uzun pandemi tatili sonrası İstanbul’a döndüm. Sana gelmek derken aslında senle hep beraberiz de, işte yine de seni andığımız yerlerden birisine uğramak istedim. Annen, ne zaman sana gideceğimi söylesem “orda değil demiştin” der bana acıyla. Öyle demiştim bir kez, senin orda kalmadığını, hep yanımızda olduğunu düşündüğümden. Yani biz bedeninin yattığı yeri ziyaret edersek sen de o zaman gelirsin, yoksa özgür bir kuş gibi her yerde ve daima yanımızda olduğunu düşünürüm hep, düşünmek isterim.
Şimdi ben burada yağmur altında ıslanıp üşürken sana birkaç şeyi de anlatmak istiyorum. Geçen gün dağda yürürken özlemine dayanamayıp ağlayarak “n’olur yanımda olduğunu hissettir bana, rüyamda da olsa bir kez göster kendini” diye yalvarmıştım ya. Yürüyüşten eve döndüğümde ne göreyim; senin liseden bir arkadaşın, hem de küçük kalbinde sana büyük bir yer açmış bir arkadaşın benim hiç görmediğim ondan fazla fotoğrafınızı paylaştı. Bir de senin başrolde, gülerken, muzip şakalar yaparken çekilmiş uzun bir videonu. Hepsi harikaydı, uzun uzun seyrettim. O zaman bir kez daha anladım ki sen bizimlesin, bizi duyuyorsun. Çağrımı hemen duyup istediğimi yaptın oğlum, gösterdin kendini, hatırlamamı, bilmediğim, tanık olmadığım an’larının bana ulaşmasını sağladın.
Kız kardeşinle direksiyon çalışmaya başladık pandemi için herkes eve kapandığında. Hızlı öğrendi. Bir kaç defa da kaptı işi. Sen de öğrenmiştin. Gitmeden önce son yaptığın şeylerden biriydi ehliyet almak. Sınavı geçtin, ehliyeti aldın ama ehliyet belgeni almaya gitmedin bir türlü. Üşendin, ya da senin için pek bir önemi yoktu galiba. Ne araba isterdin, ne de araba kullanmak. Marmaray yeter diyordun, sevdiğin arkadaşına gitmek için. Farklıydın, çok mütevazıydın. Anlayamadık biz seni oğlum, affet.
Ama sen de iyi kullanıyordun. Seninle sadece 2-3 kez yapabildiğimiz o direksiyon çalışmalarını öyle iyi hatırlıyorum ki, hatırladıkça öyle çok seviniyorum ki. Giderek kendine güveninin geldiğini görmüştüm. İyi kullanıyordun, hatta son defasında çaktırmadan basmaya bile başlamıştın. Hepsi ne kadar az! Artık arabayı senin sürdüğün, benim de senin yanında etrafı seyredip, ikimizin de sevdiği şarkıları keyifle dinlediğimiz yolculukları hayal etmiştim. Olmadı be oğlum, yapamadık. Sadece bir kaç kez senin kullandığını görebildim. Ama iyiydin merak etme, hem de çok iyi. Şimdi kız kardeşin de iyi kullanıyor, o çok erkenci çıktı. Geçen gün arabayı alıp kendisi ara sokaklarda arkadaşlarıyla dolaştı. Sen asla yapmazdın böyle bir şey. Eee o kız, olacak o kadar. Ama sen de çok iyi kullanırdın alsaydın arabayı, eminim.
Annen seni hala çok özlüyor ve rüyalarında hep onu görmeye gittiğini biliyorum. Onu ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Onun hep yanında olacaksın, olmaya devam et oğlum. Ama arada bir bana da gel n’olur. Ben de göreyim güzel yüzünü. Konuşmasan da olur, dokunmasak ta, sarılamasak ta, yeterki seni rüyamda göreyim, gerçekmiş sanayım. “Aaa Berk gelmişsin, ne iyi yaptın” diyeyim. Cevap vermesen de olur oğlum. Yeter ki bir kez gel.
