İçeriğe geç
Berk ile boğazda bir vapur gezisi

Bir Yas Yolculuğu

Korku

Zoraki çıktığım bu yolculuk aylar önce başlamıştı, şimdi ise daha önceden tanışmayan ama her Çarşamba akşamı kalplerini birbirine açmaktan çekinmeyen canlarla birlikte devam ediyordu. Adına meclis demiştik.

‘Merak’ tan bahsetmiştik o akşam mecliste. Merak korkuyu da getirir ama bir yandan o korkuya karşı duyulan cesareti de verir bize.

“Kimse yasın korkuya çok benzediğini söylememişti bana” diye yazmıştı C. S. Lewis. Gidenin hiç gelmeyeceğinden duyulan korku. Veya gelmeyeceğini kabul etmekten, gideni geride bırakmaktan duyulan korku. Ya da hep böyle acının en diplerinde yapayalnız hissetmekten, hep burada kalmaktan duyulan korku.

Bense kaybolmuş gibi hissediyordum ve eski hayatıma hiç benzemeyen bu yalnız yolculukta ne yapacağımı hiç bilmiyordum. Sonra merak başladı, eskiden bende var olmayanlara, eski ben gibi olmayanlara duyulan merak.

Merak ettiğim şey, Berk ile yaşadığımız tüm o anlarda onun ne hissettiğiydi. O neler düşünüyordu onunla seyahatlerde, yollarda birlikte müzikleri dinlerken neler duyuyordu, yanı başımızdayken ama tam da değilken. Yoksa o da korkuyor muydu bazen?

Hayattaki yolculuklar hep bilinmezlerle doludur. Ne geleceğini bilmeyiz başımıza. Sanırım bu seferki hedefsiz yolculuk bilinemezlikte kalmayı, o yakıcı bilinemezligi kabul etmeyi öğrenebilmekle ilgili.


Her şeyden çok bir şeylerin kırılacağından ve bir daha hiç yerine konmayacağından korkuyorum.
Ne bir yapıştırıcıyla ne de zamanla
Hepsinden çok bundan korkuyorum
Herşeyden çok korkuyorum

Angscht  -  To Athena

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.